9 Adımda “30 Mart”…

1)      Türk halkının geçmişten  beri gelen tek adam gücüne ihtiyaç duyma güdüsünün, artık dna’sına sökülemeyecek şekilde yerleşmiş olduğu ayyuka çıktı. Farklı zaman ve karakterlerde olarak Sultanlar-Padişahlar, Atatürk, Menderes,  Demirel-Ecevit-Özal ve son olarak Erdoğan. Toplum yapımızın  %50’si ideolojik bir görüşün fanatiği iken geri kalan %50 yaşadığı devirdeki bu tek adam karizmasına göre yönelim gösteriyor.

 2)      Fanatik olmayan bu %50’yi ise senin villanın bekçiliği yapan ve bir şey sormadıkça selam vermediğin a amcalar, senin sitenin güvenlikçisi b abiler, senin şirketinde odacı c teyzeler, senin haftada 3 kez gittiğin kafelere ayda 3 kez gelebilip sohbet hak getire sana bakıp senden hoşlanmasına dahi tahammül edemediğin d’ler ve ya kanka ortamlarında şöyle böyle ama Kezban abi ya dediğin e’ler ve benzerlerinin oluşturduğu tamamen ayyuka çıktı.

 Bu %50 belki ters bir görüşe yakın olsa dahi maaşlarını ödeyen patronları çoğunlukla var olan hükümetin yandaşı olduğu ve çalışanlarını da çeşitli baskılarla bu doğrultuda stilize ediyor. Sen ise bu baskılar esnasında kendi derdinde olup bu insanlara destek olmayı bırak farkında bile olmadığın için onlarda karın tokluklarını kaybetmemek adına düzene yöneliyor, düşünmüyor.

 3)      Bir de cahil tanımlaması kullandığımız esasen “kayıp gençlik” olan bir grubun varlığı ayyuka çıktı. Bu grup ise çoğunlukla çeşitli sebeplerden hiç okumamış, yarım bırakmış, yanlış arkadaş grubunda kaynamış, sokak köşelerinin ve okul çıkışlarının cazibesine kapılmış, toplumsal yapımızda hiçbir konum alamamış kişiler. Güç sahibine yanaşarak zaman zaman otellerde yemeklere-seminerlere katılmak, bir yere gittiğinde x partisi ilçe başkan yardımcısıyım demek onlar için hayatın maksimum noktası. Onlar kendilerine bu maksimumu sunan gücün devamı için tabi ki saldırgan davranırlar ve davranıyorlar.

 4)      Kendilerine “gerçek sol” diyen gürüh yer ve gücünü görmüş oldu. (sırrı abe: 4,84) Bu gürüh genelde çok okur, her kampüste mutlaka bir yakın arkadaşımızdır, ancak ruhları günümüzde  yaşamamaktadır. Okudukları ve öğrendikleri neticesinde her azınlığa destek olma ihtiyacı hissederler. Silahlı ise bile “ama onlar ezildi”dir. Onlarca yıllık kitaplardan öğrendiklerini günümüze devrim ile uyarlamaya çalışırlar ve ruhları onlarca yıl geçmişte yaşadıkları için sorumlu insanların çoğu ölmüş olduğu halde hala “faşist chp” derler. Lakin günümüzde düzeni bozmak için önce düzene sızmak gerektiğini idrak edemezler ve ya etmek istemezler.    (şekil a: Ahmet Türk faşist chp’nin milletvekili olmamış mıydı?) Neyse bir de 2’nci maddede saydığım insanlar “1 Mayıs” larda çalışıyor olurken bayraklarını ve o dinmek bilmeyen eylem şehvetlerini yanlarına alarak işçilere destek olurlar. Fikirleri güzel ama yöntemleri gerçekliğe aykırı, güzel halay çekenlerdir.

 5)      Chp’nin en köklü olmasına rağmen en örgütlenemeyen parti olduğu ayyuka çıktı. İcraatın içinden birisi olarak sandık tutanaklarını ya da tutanak göndermekten mesul kişilerin bilgilerini bu kadar merkeze iletemeyen bir teşkilat görmedim. Ayrıca rüzgarın bu kadar arkasından estiği bir yerel seçimde “orası kalemiz bizim olmayanlara çalışalım” yanılgısına düşerek bazı kalelerini kaybetti, bazılarını ise zor kazandı. Chp’nin üst yönetimi günümüz ülke siyasetinin çözümlemesini güzel yaparken altta ise örgütte hala var olan virüsi koltuk sevdalıları kendileri ve ya destekledikleri şahıslar aday olamayınca sosyal demokrat çizgilerini bozmadan derhal istifa edip bir başka partiden aday olup oy bölecek kadar memleket sevdalılarıydılar(!)

 6)      Mhp’nin zaten bilinen artık sadece “ideoloji fanatiklerinin partisi” tekrar tekrar ayyuka çıktı. Açılım adı verilen hainliğe tepki olarak tekrar yuvaya dönen eski ülkücülerin oylarıyla artan bir miktar oy oranı başarı değil, zaten senin potansiyelindir.

 7)      Mhp’nin bu hüviyetinin iyice meşrulaşmasının ardından zamanında “DP-Mehmet Ağar” ve ya “GP-Cem Uzan” gibi bir hava estirerek güce yönelen %50’yi çekebilecek ortanın sağı tabirli bir muhalefete ihtiyacın var olduğu ayyuka çıkmıştır.

8)      Zamanında bize nasıl üniversite sınavında puan değil sıra önemli dediler ise aynısı AKP içinde geçerlidir.  Oy oranın 45 olsa dahi genel seçim çerçevesinden incelediğimizde kaybettiğin 46 milletvekili önemli bir veridir. Seçmeninin de henüz sadece kıvılcım olan bir “acaba”nın filizlendiği ayyuka çıktı. 

9)      Gezi Direnişi ile birlikte uyanmaya başlayan apolitik gençliğin gerek görev alarak, gerek izleyici olarak son ana kadar seçimin içinde olduğu ayyuka çıktı. Belki de 30 Mart’ın tek güzel haberi oldu…